1924 Anayasasına Genel Bir Bakış




Adalet Bakanı Bekir Bozdağ Salı günü Mecliste Anayasa Değişiklik Teklifi görüşmelerinde yaptığı konuşmasında 'Şimdi bizim yaptığımız Atatürk anayasalarına dönmektir.' dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise konuşmasında 'Eğer daha da gerilere giderseniz asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Ben o kadar defterleri açmak istemiyorum; ama zamanı gelirse o defterleri de açarız. ' diyerek yine Atatürk dönemine uzanan göndermelerde bulundu.

Merak konusu olan 1924 Anayasasından bir kaç maddeyi sizlerle paylaşmak ve yeni Anayasa Değişiklik Teklifiyle karşılaştırmasını yapmak istiyorum.


Madde 7- Meclis, yürütme yetkisini kendi seçtiği Cumhurbaşkanı ve onun tayin edeceği Bakanlar Kurulu eliyle kullanır.Meclis, Hükûmeti her vakit denetleyebilir ve düşürebilir.Öteki bakanlar Başbakanca meclis üyeleri arasından seçilip tamamı Cumhurbaşkanı tarafından onandıktan sonra Meclise sunulur


Burada Meclisin Hükümeti denetleme yetkisinin varlığını görüyoruz. Oysa gelen Anayasa teklifinde Meclisin hiçbir denetleme yetkisinin olmadığından bahsedebiliriz. Aynı zamanda Bakanlar Kurulunun yürütme yetkisinin elinden alındığı aşağıda da bahsedeceğimiz teklifin 9. Maddesinde geçen 'Yürütme Yetkisi Cumhurbaşkanına aittir' ifadesi vardır.
Anayasa Değişikliği teklifinin 5. Maddesiyle meclisin bakanları ve bakanlar kurulunu denetleme yetkisi elinden alınmış, 6. Maddesiyle de gensoru ve Meclis soruşturması kaldırılmıştır.
Madde 15- Kanun teklif etmek hakkı, Meclis üyelerinin ve Bakanlar Kurulunundur.
Teklifin 9. Maddesinde Cumhurbaşkanının yetkileri arasında bahsedilen Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kanun hükmünde olma özelliğine sahiptir. 
Yani Cumhurbaşkanının tek başına kanun çıkarma yetkisi var olacak ve Meclis bu konuyla ilgili yeni bir kanun çıkarmadığı sürece Kararname esas alınmaya devam edecektir.
Madde 26- Kanun koymak, kanunlarda değişiklik yapmak, kanunları yorumlamak, kanunları kaldırmak, Devletlerle sözleşme, andlaşma ve barış yapmak, harb ilan etmek, Devletin bütçe ve kesin hesap kanunlarını incelemek ve onamak, para basmak, tekelli ve akçalı yüklenme sözleşmelerini ve imtiyazları onamak ve bozmak, genel ve özel af ilan etmek, cezaları hafifletmek ve değiştirmek, kanun soruşturmalarını ve kanun cezalarını ertelemek, mahkemelerden çıkıp kesinleşen ölüm cezası hükümlerini yerine getirmek gibi görevleri Büyük Millet Meclisi ancak kendisi yapar.
Meclise verilen bu hakların neredeyse hepsinin Anayasa Değişiklik Teklifinin 9. Maddesiyle Cumhurbaşkanına verildiğini görüyoruz.
Madde 32- Cumhurbaşkanı, Devletin başıdır. Bu sıfatla törenli oturumlarda Meclise ve gerekli gördükçe bakanlar kuruluna Başkanlık eder ve Cumhurbaşkanı kaldıkça Meclis tartışma ve görüşmelerine katılamaz ve oy veremez.
Madde 44- Başbakan, Cumhurbaşkanınca Meclis üyeleri arasından tayin olunur.
Öteki bakanlar Başbakanca meclis üyeleri arasından seçilip tamamı Cumhurbaşkanı tarafından onandıktan sonra Meclise sunulur.
Cumhurbaşkanının görev tanımının yapıldığı bu maddelerde ise ne partili bir Cumhurbaşkanından, ne taraf olunmasından ne de Meclise yön vermesinden bahsediliyor.
Oysa gelmesi tasarlanan Anayasanın yine 9. Maddesinde Cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanırken aşağıdaki maddelere yer verilmiştir;
  • Cumuhrbaşkanı Devletin başıdır. 'Yürütme yetkisi' Cumhurbaşkanına aittir.
  • Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.
  • Ülkenin iç ve dış siyaseti ile ilgili Meclise 'mesaj' verir.
  • Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarabilir.
Madde 44 - Hükûmet, tutacağı yolu ve siyasi görüşünü en geç bir hafta içinde Meclise bildirir ve ondan güven ister. 
Günümüzde hala daha kullanılan 'güvenoyu' uygulaması ise yine bu Anayasa Değişiklik Teklifi ile kaldırılmış ve Bakanlar, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı Yardımcılarının sadece Cumhurbaşkanına karşı sorumlu oldukları söylenmiştir.
*****
Elbette 2017 yılının koşulları ile 1924 yılının koşulları aynı olmaması dolayısıyla bu kıyaslamaları yapmak oldukça anlamsız. Ancak yetkiler ve özgürlükler açısından 'Atatürk Anayasası'na döndüğünü söyleyen sayın Hükümet ve Devlet Yetkililerine bu Anayasayı tekrar okumalarını, gelişen ve değişen dünya koşullarında bile 1924 Anayasasından da gerici bir Anayasa Değişikliği Teklifi verildiğini görmelerini isterim.
Yazıma burada son verirken; 1924 Anayasasından aşağıdaki maddeleri de paylaşarak, özgürlüklerin tümüyle rafa kaldırıldığı son günlerde Cumhuriyeti ilerletecek adımlar atılmasını temenni ediyorum.

Madde 54- Yargıçlar, bütün davaların görülmesinde ve hükmünde bağımsızdırlar ve bu işlerine hiçbir türlü karışılamaz. Ancak kanun hükmüne bağlıdırlar.
Mahkemelerin kararlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulu hiçbir türlü değiştiremezler, başkalayamazlar, geciktiremezler ve hükümlerinin yerine getirilmesine engel olamazlar.

Madde 73- İşkence, eziyet, zoralım ve angarya yasaktır.


Madde 77- Basın, kanun çerçevesinde serbesttir ve yayımından önce denetlenemez, yoklanamaz.

Yorumlar