KADINLAR NEDEN HAYIR DEMELİ?







Anayasa Değişikliğinin referandumla belirleneceği kesinleştiğinden beri, esasen bu değişiklik meclisten geçtiğinden beri bu konuyla ilgili çok yazıldı elbette. Dernekler ve siyasi partiler sayfa sayfa açıklamalarla kadınların neden hayır demesi gerektiği konusunda sözlerini söylediler.

Benim durduğum yerden kadınların hayır demeleri için çok da geçmişe bakmalarına gerek yok. Sadece bir kaç ay önce meclise sunulan ‘’utanç önergesi’’ olarak adlandırdığımız, özünde çocukların onları taciz eden insanlarla evlendirilmelerini yasallaştıran bir önerge vardı.
Eh bunun ne ilgisi var değil mi anayasa değişikliği ile. Şöyle ki anayasa değişiklik teklifinde geçen ‘’Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’’ kavramı ile bu önergenin Meclise sunulmasına dahi gerek olmadan ve hatta halkın ne dediği umursanmadan yasalaşabileceğini biliyor musunuz?
Teklifte de yazdığı gibi ‘Cumhurbaşkanlığı Kararname’leri kanun hükmünde olacak ve meclis bu konuyla ilgili bir yasa çıkarana kadar geçerliliğini sürdürecektir. Elbette meclisin bu konuda hiçbir şey yapmaması mümkün olduğu gibi, yüksek ihtimalle mecliste çoğunluğu elinde tutan siyasi partinin ‘genel başkanı’nın cumhurbaşkanı olacağı bu düzende kararnamenin iptali değil ancak onanmasını seyredeceğimizi de unutmayalım.

Her bireyin siyasi bir kimlikle doğduğu zor topraklar burası. Bu zorluk altında ise en çok kadınlar eziliyor. Bu kararnamelerden özgürlüklerimizi kısıtlayan nicesinin çıkması olası. Kadınlar çalışma hayatında, toplumda, sokaklarda, okullarda, evlerinde her yerde birçok şiddete maruz kalırken, mağdur olurken bugün kadından sorumlu bakanın sadece bu olayları aklamak için açıklama yapıyor olması ise gelecekte yaşayacağımız zorlukların habercisi.

Referandumdan ‘hayır’ çıkarsa sizlere gül tarlaları vaat etmiyorum. Bunu yapmak ahmaklık olur. Ancak zaten şu anki yarı demokratik ya da ona demokratik düzende bile mücadele etmek , yaşamak için mücadele etmek, böylesine zor iken işi daha da zorlaştırmayalım diyorum.

Tüm haklarımız zaten kısıtlanmış, ülke yarı açık bir cezaevine dönmüşken neden kendimizi bu demir parmaklıklara daha çok bağlayalım,
Ya da Marx’ın da dediği gibi zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz kalmamışken, onları daha da sağlamlaştırmayalım diyorum.
Diyorum ki bu yaşama mücadelesinde kadını, çocuğu daha da tutsaklaştıracak her yasayai her değişikliğe ‘hayır’ diyelim.
Diyelim ki bir geleceğimiz olsun, geleceğimiz güzel olsun...


Yorumlar