Bir Mektuba Bir Cevap...Her Cevapta Kocaman Bir 'HAYIR'






Başbakan Binali Yıldırım gençlere yazdığı mektuplardan bir tanesini de bana göndermiş. 16 Nisan Pazar günü yapılacak olan seçimlerle tüm yetkisini kaybetmek üzere olan bir adam için, tüm bu meydanları teker teker gezerek ''Benim makamım gereksizdir, ben zaten Cumhurbaşkanının kuklasıyım'' diyen bir adam için bile yetersiz bir mektup.

Nelerden bahsetmiş demek isterdim ama bahsettiği pek bir şey olmadığından bahsetmek zorunda kalıyorum..

Nelerden bahsetmemiş bu mektupta?

Meclisin ''kaldırılan'' denetleme yetkisinden bahsetmemiş.

Tarafı şimdiden belli olan meydanlardan ''hayır'' diyecek olanlara defalarca terörist ve vatan haini demiş olan Cumhurbaşkanının nasıl olup da referandumdan sonra bu tarafsızlığı kazanacağından bahsetmemiş.

Partili Cumhurbaşkanlığı ile ülkenin sürüklenebileceği kaos senaryolarından ise sanırım haberi yok yada görmezden gelmek işine geliyor.

Peki ya seçimle gelmeyen bakan ve cumhurbaşkanı yardımcıları? Bunlar hiç mi kafasını kurcalamıyor. Beni temsil etmesi için seçtiğim vekilimden daha da fazla yetkiyle atanacak olan bu cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar açıkçası uykularımızı kaçırmaya yetecek kadar korkutucu.

Ve elbette Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri var. OHAL sürecinde bile belirli insanlara kararname yetkisi vermenin ne kadar tehlikeli olduğunu tatmış insanlarız. Açığa alınan ve hatta ihraç edile tüm bu suçsuz insanlar varken, nasıl olur da bizden bu yetkiyi sınırsız ve süresiz olarak bir kişiye teslim etmemiz beklenir.

Peki ya meclise ve Cumhurbaşkanı'na verilen bu fesih yetkisi? İkisi arasındaki uçurumdan neden bahsetmiyor bu mektup. Nasıl olur da bahsetmez yılan hikayesi gibi yargılama kararlarından, nasıl olur da bahsetmez cumhurbaşkanı'na verilen istediği zaman kullanabileceği ''fesih'' yetkisinden.

Ve daha niceleri var sizin teklifinizde, bu mektup bana bunlardan bahsetmiyor.

18 yaşından vekil olacaksınız diyor. Donanımsız ve eğitimsiz, hala ekonomik olarak bile ailesine bağlı gençlere kaldıramayacakları sorumluluklar ve yetkiler vermekten bahsediyor. Ancak 18 yaşında öldürülenlerden bahsetmiyor. Bizler 18 yaşında daha 18'ine bile basmadan öldürülen gençlerle dolu bu ülkede önce yaşamak istiyoruz.

İstiyoruz ki başka Berkin'lerimiz olmasın. İstiyoruz ki o son tekme olmasın, o ilk tekmenin atılmasını önleyin.
İstiyoruz ki özgür olalım, özgürce yazalım, özgürce konuşalım.
Özgecan'larımız ölmesin istiyoruz, Özgecan'larımız yaşasın..
Ekonomimiz batmasın, adil gelir paylaşımımız olsun.
Bizim olmayan savaşlarda öldürdüğünüz askerlerin yaşamasını istiyoruz, 15 Temmuz'a sebep olanlar yargılansın istiyoruz. İstiyoruz ki kimse adaletten ''kandırıldım'' palavrasıyla kaçamasın.

Ve bilinsin ki bizler biliyoruz ki o muasır medeniyetler seviyesine özgürlükle, adaletle, güven ortamıyla ulaşacağız. Esaret hiçbir zaman, hiçbir yerde bizleri ileriye götürmeyecektir. Yarı açık ceza evine dönüşmüş bir ülkede yaşıyor olmanın tadını çok küçük yaşlardan beri tadan bizler sizlerin elimizden almaya çalıştığı kısıtlı özgürlüklerimizi de teslim edecek değiliz. 

Bu kağıt israfında benim göremediklerimin önemli bir kısmı bunlar. Ve elbette görmek istediklerimin ufak bir kısımı.
Yani Binali Yıldırım'a diyorum ki benim işim de oyum da ''hayır'' lara vesile olacak, bir ''evet'' le bir ülke yıkmak isteyenlere inat.

''Hayır'' demek özgürlük demek, ''hayır'' demek dur demek. Bu esarete dur de, ''hayır'' da buluşalım..

Yorumlar