NAKŞİBENDİLİK VE KADIN – 1

Bir yazı dizisiyle daha karşınızdayım sevgili okurlar. 2 bölümden oluşacak bu yazı dizisinde önce kısaca Nakşibendiliğin ne olduğunu, tarihini ve kollarını konuşacak daha sonrasında da kadınların ‘’vahim’’ durumundan söz edeceğim. Aklım almıyor sevgili okurlar ama bunlar yaşanıyor. Öyleyse başlayalım…


Öncelikle bu konuda yazmak oldukça zor. Tarikatın içinde bulunmadığım için sadece bana anlatılan kadarını ya da sağlam kaynaklardan okuduğum ve incelediğim kadarını sizlere aktaracağım. Elbette eğer bana ulaşmak isteyen eski üyeleri ve hali hazırda hala üye olanlar varsa onları dinlemekten de memnuniyet duyacağımı da belirtmek isterim.
Tarikatın kuruluşu oldukça geçmişe dayanıyor. 14.yy ortalarında Muhammed Bahaeddin Nakşibend tarafından kurulan tarikatın Yesevilik, eski Zerdüşt dini ve Şamanlıktan esinlendiği ancak Sünni geleneğine bağlı olduğu söylenir. Fatih Sultan Mehmet zamanında, Ubeydullah Ahrar’ın halifelerinden Molla İlahi vasıtasıyla İstanbul’a girmiş 18 yy’da Mevlana Ziyaeddin Bağdadi ile tarikat Osmanlılarda geniş bir kitleye yayılmıştır. Bu asırlarda Osmanlı Padişahlarının dahi tarikata mürid olduğu ve hatta son Osmanlı Padişahı Vahdeddin’in Nakşi ve Halidi olduğu rivayet edilir.
Hace Abduhalik Gucdivani’nin belirttiği 11 Nakşibendi Prensibi vardır. Bunlar kısaca;
  1. Vukuf-ı Zaman: Her an kendini yoklamak ve zamanı iyi değerlendirmek.
  2. Vukuf-ı Adedi: Zikir sayısına dikkat etmek ve uymak.
  3. Vukuf-ı Kalbi: Kalbin devamlı zikir ile meşgul olması, kalbin kontrol edilebilmesi.
  4. Nazar Ber-Kadem Ayağa Nazar): Gözün devamlı ayak ucuna bakarak yürünmesi, boş bakışlardan kaçınması.
  5. Hüç Der Dem: Her alınan ve verilen nefeste manen uyanık bulunmak.
  6. Sefer Der Vatan: İnsanı kötü huylardan, beşeri sıfatlardan, güzel huylara, insani sıfatlardan, meleki sıfatlara sefer etmesi, ahlaki olgunluğa kavuşmasıdır.
  7. Halvet Der Encümen: Maddi varlığı halk ile meşgul olurken Hak ile huzur bulmasıdır.
  8. Yad Kerd: Kalbin zakir hale gelmesi, yani dil ve kalp zikrini birleştirmek.
  9. Baz Geşt (Dönüş): Matluh ve maksudun ancak Allah rızası için olmasıdır.
  10. Nigah Daşt (Muhafaza): Nefsani ve şeytani vesveselerden korunmaktır.
  11. Yad Daşt: Kendini daima Allah’ın huzurunda bilmek.
Prensiplerin içinde özellikle dikkatimi çeken 4. prensip ‘’Nazar Ber-Kadem’’ yani yürürken ayağa bakmak. Bu prensibi daha fazla inceleyecek olduğumuzda ise tüm dünyevi zevklere kendini kapatmak yolunda atılan önemli adımlardan biri olarak görülür ayrıca kendisinden madden ve manen yüksek mertebede olan insanları da görmesini engellediği için isyan etmemesini sağlar.
Tarikat mensupları bu maddeler doğrultusunda Allah-Allah diyerek nefes alır ve verirler. Hatta bir çoğunun uykusunda bile buna devam ettiği ve bir tarikat mensubunun buradan tanınabileceği söylenir.
Gelelim müridlerinin görevlerine bunları size uzun uzun yazmayacağım ancak Nakşibendilik ile ilgili yapılacak en olağan yorumlardan birisini yapacağım ‘’Şeyhin Allah’ı, müridin şeyhi var’’. Evet sevgili okur, üzülerek söylüyorum ki Nakşibendilikte müridin görevlerine baktığımız zaman tam teslimiyet görüyoruz. Madden ve manen şeyhin istediği her şeyi vermek müridin önemli görevleri arasında. Şeyhinin sevdiği şeyleri sevmeli, asla isteklerine karşı çıkmamalı, şeyhnin sevmediklerini ve terk ettiklerini o da terk etmeli, edepli olmalı, başından geçen her şeyi şeyhine söylemeli ve şeyhine biat ettiği gibi kendisinden kademe olaak üstün olan müridlere de biat etmelidir.
Aynı zamanda tarikat müridleri az konuşmalı, din ilmini iyi bilmeli, zaruri olanla hariç dünyevi olarak adlandırılan işlerden uzaklaşmalı, temiz kalpli, işlediği günahlar için tövbe eden kişiler olmalıdır.
Nakşibendiliğin iç yapısında dikkat çeken diğer hususlar ise; orucu sadece ramazan ayının otuz günü ile sınırlı tutmazlar iftarlarını üç zeytinle yapar namaz kıldıktan sonra karınlarını doyururlar. Bütün nakşilerin kurban kesmesi zorunlu iken bunu nakşi olmayan ihtiyaç sahiplerine dağıtmak ‘’haram’’ sayılır. Aynı şekilde zekatta nakşi olmayana verilmez. Nakşibendilikte modern eğitim diyeceğimiz okula gitmek, ilim öğrenmek bilim öğrenmek günahtır. Alınacak tek eğitim şeriat ve nakşilik eğitimidir. Aynı zamanda radyo, televizyon, telefon, sinema gibi modern zaman eğlencelerinden de uzak durmak gerekir.
Nakşibendilikte kadın ve suç kavramlarını önümüzdeki hafta inceleyeceğim sizlere bu hafta kısaca tarikatın iç yapısından bahsettim. Gördüğünüz gibi bu tarikatta insanın hür iradesinden bahsetmek neredeyse imkansızdır, şeriatı tek kanun olarak görüyor ve kanun koyucularından birisi de şeyhleri. Kula kulluk ettikleri oldukça açık olsa da esas şaşıracağımız kısım önümüzdeki hafta olacak. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz… Görüşmek dileğiyle…

Yorumlar